Sevilay Yılman yazdı: Elmalı davasındaki yanlış bilinen tüm gerçekler!

Elmalı davası Türkiye’nin gündemini sarstı. Habertürk yazarı Sevilay Yılman da infial yaratan olayın ardından  istismara uğradığı iddia edilen çocukların, istismar yaptığı iddia edilen anne ve üvey babanın ifadeleri, adli tıp raporları dahil tüm bilgi ve belgelere ulaştığını ve okuduğunda dehşete düştüğünü belirtti.

“Konu çok hassas ve toplumda hemen her kesimden tüm insanların sinir uçlarını oynatan Elmalı davasıyla ilgili asla yanlış anlaşılmak istemiyorum…” diyen Yılman, “Her iki çocuğun da anne ve üvey baba tarafından cinsel bir istismara uğradığını söyleyebilmek pek mümkün değil.” dedi. Yılman yazısında şu detaylara yer verdi:

Çocukların anneleri Merve Akman ve babaları Gürhan Genç…

İkinci çocuk doğduktan 3 ay sonra boşanıyorlar.

Mahkeme, 2011 doğumlu erkek çocuğun velayetinin babada, 3 aylık kız çocuğunun velayetinin ise annede kalmasına karar kılıyor.

Anne Merve’nin kendi ayakları üzerinde durabilecek ekonomik bir gücü yok.

Bu yüzden 3 aylık bebeği ile Antalya’nın Finike ilçesinde yaşayan baba evine dönüyor.

Babası, annesi dışında 4 kardeşi de olan o evde birlikte yaşamaya başlıyorlar.

Neden nasıl oluyor bilmiyorum, anne Merve bir süre sonra Antalya merkezde bir pavyonda çalışmaya başlıyor.

Bu arada eve neredeyse hiç gelmiyor.

Kızını anneanne, dede ve teyzeler büyütüyor.

Yıl 2018 olunca mekana müşteri olarak gelen Rahmi Akman ile tanışıyor.

Rahmi, Merve’ye aşık oluyor ve onu o hayatın içinden çıkarmak istiyor.

Birkaç ay sonra evleniyorlar.

Ancak Rahmi’nin de Merve ve kızına ayrı bir ev açacak gücü yok.

Bu yüzden karısıyla babasının Doğantaş’taki evine yerleşiyor.

Fakat Merve’nin bin bir umutla başladığı yeni hayatı, hakkındaki “yağma” suçundan dolayı tutuklanıp cezaevine girmesiyle bambaşka bir hale dönüşüyor.

Ve o cezaevindeyken 9 yıldır hiç görmediği oğlunun babasından bir telefon geliyor.

Başka bir kadınla evli olan Gürhan Genç, velayeti kendisinde olan oğlunun sorunlu bir çocuk olduğunu, eşinin altınlarını, parasını çaldığını, üvey annesinin onu artık evde istemediğini, evliliğinin zarar göreceğini söyleyip başından atmak istiyor.

“Almazsanız yuvaya vereceğim!” deyince Merve’nin babası, yani dedesi Mersin’e gidiyor ve Gürhan Genç’in noterden verdiği vekaletname ile torununu alıp Finike’ye getiriyor.

İşte ne oluyorsa da İ.E.G Finike’ye geldikten sonra oluyor.

Annesi cezaevindeyken o tarihe kadar görmediği kız kardeşi ile birlikte yaşamaya başladığı dede evinde de sorunlar çıkarmaya başlıyor İ.E.G.

Bu arada evde 2006 doğumlu bir de dayı var.

İ.E.G’nin verdiği ifadeye göre o tarihlerde 14 yaşında olan dayı S.G. ile birtakım uygunsuz cinsel münasebetler de yaşıyor.

Ve bu uygunsuzluklar o tarihte 5 yaşında olan küçük kızın yanında yapılıyor çoğu zaman.

(Bir defasında da dede şahit oluyor ve panikle hem oğluna hem de torununa aşırı tepki gösteriyor.)

Daha sonra ise teyzesinin telefonundan yaptığı cinsel içerikli bir video kaydı ortalığı karıştırıyor.

Aile korkuyor ve sorunlu olduğunu düşündükleri İ.E.G’yi babaya geri göndermek istiyor.

Baba istemiyor.

Bu durumdan okuldaki öğretmeni haberdar oluyor ve o da karakolu haberdar ediyor.

Ve 24.01.2020’de 8 yaşında olan İ.E.G cinsel içerikli videoları niye çektiğini Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma ve Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ifadede izah ederken Mersin’de babasının yanındayken yaşadıklarını da anlatmak zorunda kalıyor. (Korkunç şeyler anlatıyor. O yüzden yazamıyorum ama özetle diyor ki; “Babamla Mersin’de yaşıyordum. E. isimli benden bir yaş küçük bir arkadaşımla kötü hareketler yaptım. Babam yakaladı. Babamın 5. karısı üvey annem beni istemedi. Babam; ‘Kendini düzeltene kadar seni almayacağım’ deyip beni Finike’ye yolladı. Okula gidiyorum ama okulda arkadaşlarım beni pek sevmiyor. Neden sevmediklerini bilmiyorum. Başka arkadaşlarla oynuyorlar. 3 teyzem ve 1 dayımla yaşıyorum. 1 kız kardeşim var. Annem vardı ama o hapiste. Bir de Rahmi Abi var. Annemin kocası ama o bizimle kalmıyor. Teyzemin telefonundan çıplak olarak kendi videomu çektim evet ama ben kimseye göndermedim bu videoyu. Kendim için çektim. Niye çektim bilmiyorum…”)

En sonunda aile iki çocuğun da Balıkesir’de yaşayan babaanneye verilmesine karar veriyorlar.

Babaanne ile kontakt kuruluyor ve anneleri cezaevinde olan iki çocuk dedesi ve üvey baba Rahmi Akman refakatinde Balıkesir’e götürülüyor.

Aradan 3 ay geçtikten sonra ise baba ve babaanne iki çocuğun da Finike’de kaldıkları süre içerisinde anne ve üvey baba tarafından defalarca cinsel istismara uğradıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor.

Ve Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk İzlem Merkezi’nde psikologlar eşliğinde ifadeleri alınan iki çocuk da Finike’yle ilgili burada yazmam mümkün olmayan korkunç hikayeler anlatıyor.

İkisi de ısrarla anne Merve ve üvey baba Rahmi’nin kendilerine defalarca istismarda bulunduğu aktarıyor.

Bu iddialar üzerine savcılık derhal soruşturma başlatıyor ve henüz cezaevinden yeni çıkmış anne ve üvey baba tutuklanıyor.

Ardından adli tıp devreye giriyor ve çocuklar muayene ediliyor filan.

Ve yapılan tıbbi muayenelerde kız çocuğunun; “Annem beni başka erkeklere sattı. Üvey babam bana defalarca tecavüz etti” ifadelerini doğrulayan hiçbir bulguya rastlanılmıyor.

Çok şükür gayet sağlıklı bir durumu var çocuğun.

Erkek çocuğu İ.E.G’nin ise muayenesinde eskiden kalma şüphesi olan birtakım bulgular var ama zaten verdiği ifadelerde Mersin’de arkadaşı ve dayısı S.G ile uygunsuz ilişkiler yaşadığını itiraf ediyor…

Özete gelirsek…

“Her iki çocuğun da anne ve üvey baba tarafından cinsel bir istismara uğradığını söyleyebilmek pek mümkün değil.”

Okuduklarım elimdeki belge ve bilgilere göre iki çocuk açısından da inanılmaz üzücü hayat şartları var.

Ancak her iki çocuğun da anne ve üvey baba tarafından cinsel bir istismara uğradığını söyleyebilmek pek mümkün değil.

Denilecek ki; “Peki 6 yaşındaki bir kız çocuğu bir cinsel organı ya da cinsel münasebetin nasıl yaşandığını nereden bilebilir ve bunu nasıl resimlere döker?“

Çok doğru bir yaklaşım ama zaten o kız çocuğunun bir istismara uğramadığını iddia etmiyorum.

Uğramış evet ama üvey baba ya da anne ve onun önceki sevgilileri tarafından değil, ağabeyi tarafından.

“Okumakta bile zorlandım”

Burada yazamıyorum çoğu şeyi çünkü ben okumakta bile zorlandım.

Ama çocuğun o resimlere döktükleri ağabeyi İ.E.G ile yaşadıklarından ve ağabeyinin dayısı S.G ile yaşadıklarına şahitlikten kaynaklı olabilir.

Ağabeyin çok sorunlu bir geçmişi var zaten.

Kaldı ki iki çocuğun anlatımlarında bazı şeyleri çarpıttığı çok net.

Ki bunu sadece ben demiyorum…

Balıkesir’de hala babaanneleri Günay Soytok’un yanında yaşayan çocuklar Ayvalık Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü gözleminde şu an.

Uzman psikolog Deniz Karasapan’ın mahkemeye sunduğu 6 sayfalık raporda çocukların neyi konuşup konuşmayacakları yönünde babaanneleri tarafından yönlendirildiği kanaati oluşmuş.

Sanırım babaanne çocuklar üzerinden oğlunun eski karısından ve ailesinden intikam almaya çalışmış.

Bence o iki çocuk açısından en sorunlu durum da bu zaten.

O çocukların o babaanneden derhal alınması ve devlet gözetiminde sağlıklı bir ortama nakledilmesi gerekiyor.

Çünkü kendi emelleri için çocukları kullanan babaanne bakımı o çocukları iyi etmez aksine daha da kötü olmalarına neden olur.

(Bu arada 8 yaşında iken cinselliğe aşırı merakı olan erkek çocuk İ.E.G’nin bu merakının babasının yanında kaldığı yıllarda babasının cinsel yaşamına çoğu defalar tanıklık ettiğini de ifadelerinde aktardığının notunu düşeyim. Annesinin ve üvey babasının çocuklarına cinsel istismar yaptığını ileri süren babanın velayetini aldığı oğlunu annesinden uzakta büyütürken onun gözleri önünde fütursuzca yaşadığı cinsel hayatı çocuğun psikolojisini alt üst etmiş belli ki… )

“Üvey baba Rahmi Akman’a özür borçluyuz”

Sözün özü…

Affederler mi bilmiyorum ama…

Kanaatimce toplum olarak önce Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi üyelerine…

Sonra da özellikle bu olaylarda hiçbir dahli olmayan en günahsız olarak gördüğüm üvey baba Rahmi Akman’a özür borçluyuz.

Antalya’da turistler PKK propagandası yaptı kavga çıktı

Antalya’da bir otelde konaklayan Danimarkalı 3 turistin, lobide PKK propagandası yaptığı iddiası polis ekiplerini alarma geçirdi. İfadeleri alınan 3 turist yanlış anlaşıldıklarını ileri sürdü.

Olay, Konyaaltı ilçesi Akdeniz Bulvarı üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otelde konaklayan Danimarka uyruklu isimleri açıklanmayan 1’i kadın 3 turist, lobiye giderek iddiaya göre PKK propagandası yaptı. Sözlerin ardından otel çalışanları ile turistler arasında tartışma çıktı. Durum 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildi. İhbar üzerine olay yerinde çok sayıda resmi ve sivil ekip sevk edildi. Ekipler 3 turistin otel içerisinde ifadelerine başvurdu. Turistler verdikleri ifadede yanlış anlaşıldıklarını ileri sürdü.

Polis ekipleri herhangi bir şikayet olmaması üzerine turistler hakkında işlem yapmadan otelden ayrıldı. Yaşanan olay sonrası turistlerin başka bir otele geçecekleri öğrenildi.

Antalya’da ‘vicdanınıza sığınıyorum’ deyip savundu! Bakın ne ceza aldı

Kaza, geçen yıl 26 Ekim’de saat 23.00 sıralarında, Konyaaltı ilçesi Atatürk Bulvarı’nda meydana geldi. Aleyna Dalkılıç yönetimindeki 07 MAF 56 plakalı otomobil, İl Sağlık Müdürlüğü kavşağında sola dönüş yaparken, karşı yönden gelen Deniz Tezcan’ın kullandığı 07 HUE 45 plakalı motosikletle çarpıştı. Kazada yola savrulan motosiklet sürücüsü Tezcan yaşamını yitirdi, arkasında oturan Murodillo Ulu da yaralandı. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Deniz Tezcan’ın cenazesi, Samsun’da toprağa verildi.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Aleyna Dalkılıç hakkında, ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Antalya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 4’üncü ve karar duruşmasında, Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında sanığın bilinçli taksir boyutundan sorumlu tutulması gerektiğini belirtti. Duruşmaya tutuksuz sanık Aleyna Dalkılıç, Deniz Tezcan’ın babası Devlet Tezcan ile taraf avukatları katıldı.

“Vicdanınıza sığınıyorum”
Şikayetçi avukatı Turgut Boy, sanığın dönülmemesi gereken bir kavşağa giriş yapmış olması sebebiyle meydana gelecek olayı öngörebildiğini düşündüklerini belirterek, “Bu nedenle eylemin olası kast olarak değerlendirilmesini talep ediyoruz” dedi. Sanık Aleyna Dalkılıç’ın avukatı ise eylemin basit haliyle taksirle ölüm ve bir kişinin yaralanması olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sanık son savunmasında maktulün ailesine başsağlığı dilerek, “Bu olay meydana geldiği için pişmanım. Sola dönüş yasağına ilişkin tabelaları görmedim. Vicdanınıza sığınıyorum, bilerek yapmadım” diye konuştu.

Ehliyetine 1 yıl süreyle el koydu
Mahkeme, sanık Aleyna Dalkılıç’ı önce üzerine atılı taksirle 1 kişinin ölümüne, 1 kişinin de yaralanmasına neden olma suçundan 5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanığın eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiğine kanaat getiren mahkeme, cezayı üçte bir oranında artırarak, 6 yıl 8 aya çıkardı. Yargılamadaki olumlu tavır ve davranışları takdir indirim nedeni olarak kabul eden mahkeme, sanığı 5,5 yıl hapse mahkum etti. Mahkeme ayrıca sanığın ehliyetine de 1 yıl süreyle el koydu.

“Üst nitelikte bir ceza alması bizler için memnuniyet verici”
Duruşma sonunda açıklama yapan şikayetçi avukatı Turgut Boy, müvekkillerinin evladının geri gelmeyeceğini belirterek, “Fakat adaletin tecellisiyle Deniz’in ölümüne neden olan sanık şahsın üst nitelikte bir ceza alması bizler için memnuniyet verici. Mahkeme, olayla ilgili sunulan delillerimiz, ispatlarımız, ileri sürmüş olduğumuz beyanlar, iddia ve itirazlarla birlikte bilinçsiz taksiri aşan bir eylem olduğu kanısına varmıştır. Bugün Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, sanık Aleyna’nın ve vekilinin tüm taleplerini reddederek karar vermiş olmasını, bu tür kazalarda mağdur olan herkese umut veren bir yaklaşım olarak görüyoruz” diye konuştu.

İYİ Parti’nin yırtık ayakkabılı çiftçi paylaşımı olay oldu pozlar sosyal medyaya düştü

İYİ Parti Antalya İl Başkanlığı, Elmalı İlçesi Akçay Mahallesinde esnaf ile yapılan toplantı sonrasında sosyal medya hesabı üzerinden bir çiftinin elinde delinmiş ayakkabı ile çekilen fotoğrafını paylaştı.

Paylaşımın altına “çiftçilerimiz ayakkabı alacak kazancı elde edemiyor” denildi

Paylaşımın altına “Tarlada üretim yapan çiftçilerimiz ayakkabı alacak kazancı elde edemiyor. Esnaflarımız perişan. Mutfakta tencere kaynamıyor” sözlerine yer verildi. Yapılan paylaşım kentte tartışmaya yol açtı.

Serasında işçi çalıştırıyor

Paylaşımın ardından elinde delinmiş ayakkabısı ile poz veren çiftçinin Elmalı ilçesinde bir serası, bir arabası, bir traktörü olduğu, serasında işçiler çalıştırdığı paylaşımları yapıldı.

“Vatandaşlarımız ile çay içerken o esnada çiftçi arkadaşımız geldi”

İYİ Parti Elmalı İlçe Başkanı Muhammet Demençe, “Biz o gün Akçay Mahallesine esnaf ziyareti yapmaya gittik. Vatandaşlarımız ile çay içerken o esnada çiftçi arkadaşımız geldi. Fotoğrafta gösterdiği ayakkabılar ayağındaydı. Kamuoyunda geçtiği gibi çiftçimizin serası var mı yok mu bilmiyorum” dedi.

Antalya’da ‘cinsel ilişki sırasında öldü’ deyip savundu: Cezası belli oldu

Kentte özel şirkette çalışan Gülsüm Taç, geçen yıl 24 Mayıs’ta işe gelmeyince mesai arkadaşları telefonla aradı ancak cevap alamadı. Arkadaşlarının ihbarı üzerine Gülsüm Taç’ın evine giden polis kapıyı çaldı, açan olmayınca da çilingir yardımıyla içeri girdi. Polis kahvaltı masasındaki Taç’ın yaşamını yitirdiğini belirledi.

Adli Tıp Kurumu’nda yapılan ön otopside, Gülsüm Taç’ın vücudunda darp izi olmadığı, kesici ve ateşli silah yarası bulunmadığı, ölümünün kalp krizi olabileceği, ancak kesin ölüm nedeninin detaylı otopsiden sonra ortaya çıkacağı belirtildi. Taç’ın cenazesi yakınları tarafından alınarak toprağa verildi. Olaydan sonra yapılan incelemede, bir miktar para ve takının evde olmadığı saptandı.

Kimseye söyleyemedi
Adana’da 27 Mayıs’ta polis merkezine giden ve resim öğretmeni olduğunu söyleyen Cem Yılmaz, Gülsüm Taç’ı tanıdığını, yaklaşık 2,5 yıldır sevgili olduklarını söyledi. Yılmaz, bir süre önce Antalya’ya gidip onun evinde kaldığını, bir sabah kalktığında mutfakta ölü bulduğunu, korkup kimseye söylemediğini, Adana’ya döndüğünü ifade etti.

Baygın halde bulundu
Bunun üzerine ‘yardım ve olayı bildirme yükümlülüğünü yerine getirmemekten’ hakkında işlem yapılan Cem Yılmaz serbest bırakıldı. 28 Mayıs’ta polisi telefonla arayan Yılmaz, Gülsüm Taç’ı öldürdüğünü söyleyip, vicdan azabı çektiği için intihar edeceğini belirtti. Bunun üzerine polis, şüphelinin adresine gitti. Yılmaz evde baygın halde bulundu.

“Banyoda onu öldürmeye karar verdi”
Hastaneye kaldırılıp tedavi edilen Cem Yılmaz ifadesinde, 12 Mayıs’ta Gülsüm Taç’ın yanına gittiğini, 22 Mayıs’a kadar yanında kaldığını, kendisinin Adana’ya dönmek istediğini, ancak onun buna izin vermediğini söyledi. Banyoda onu öldürmeye karar verdiğini aktaran Yılmaz, boğazını bornoz kuşağıyla sıkarak öldürdüğünü anlattı. Şüpheli, Taç’ın kocasından uzun süredir ayrılmadığını, kendisinin de Adana’ya gitmesine ve ailesiyle görüşmesine izin vermediğini iddia ederek, cinayeti bu nedenle işlediğini kaydetti.

“Ağzına bir parça ekmek ve peynir koydu”
Cem Yılmaz, cinayeti örtbas etmek ve boynundaki morlukların görünmemesi için fondöten sürdüğünü söyledi. Daha sonra kıyafetlerini giydirip mutfakta kahvaltı yaparken boğularak ölmüş izlenimi vermek için ağzına bir parça ekmek ve peynir koyduğunu, ocağa da süt koyup altını yanık halde bıraktığını ifade etti. Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Antalya polisiyle irtibata geçip şüpheliyi teslim etti. Antalya’da adliyeye sevk edilen Yılmaz, çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

“Kocandan ayrılma sürecini uzatmasaydın”
Resim öğretmeni Cem Yılmaz’ın cinayetin ardından Gülsüm Taç’ın portresini çizdiği de ortaya çıktı. Yılmaz’ın portreyi çerçeveletip evinin bir köşesine koyarak çiçeklerle süslediği, yanına da ‘Gülsümüm mayam benim. Keşke beni aileme gönderseydin. Kocandan ayrılma sürecini uzatmasaydın. Yanına geliyorum, seni seviyorum’ yazılı not bıraktığı belirlendi. Diğer yandan ikilinin 5 yıl önce Amasya’da resim kursunda tanışıp arkadaşlık kurduğu, bir süre görüştükten sonra yollarını ayırdıkları, 1,5 yıl sonra yeniden görüşmeye başladıkları öğrenildi.

Cinsel ilişki sırasında öldüğünü öne sürdü
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı ve 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamede, sanığın ‘kasten öldürme’ suçundan cezalandırılması talep edildi. Sanık Yılmaz, yargılama aşamasında ifadesini değiştirdi. Sanık Yılmaz, Gülsüm Taç’ın cinsel ilişki sırasında öldüğünü öne sürdü.

Dünyanın en büyük acısı
Tutuklu sanık Cem Yılmaz, Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün son kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya sanık Yılmaz, ölen Gülsüm Taç’ın ailesi ve taraf avukatları katıldı. Gülsüm Taç’ın yakınları, sanığın cinayeti planlayarak ve tasarlayarak işlediğini iddia ederek, dünyanın en büyük acısını yaşadıklarını, sanığın da en ağır cezayı alarak acılarının dindirilmesini istedi.

“Keşke o gün evine gitmeseydim”
Şikayetçi avukatı ise sanığın ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası almasını ve hiçbir indirimde bulunulmamasını istedi. Sanık Cem Yılmaz ise Gülsüm Taç’ı çok sevdiğini, onun ölümünden sonra yaşananların duyulmaması için ölümü bile göze aldığını söyledi. Gülsüm Taç’ın çok güçlü bir kadın olduğunu da sözlerine ekleyen Cem Yılmaz, “Onun ölümünde en ufak bir kastım yok. Ben de hala nasıl öldüğünü anlayamadım. Keşke o gün evine gitmeseydim” diye konuştu.

Müebbet hapis cezası
Mahkeme heyeti sanık Cem Yılmaz’a ‘kasten insan öldürme’ suçundan ömür boyu, ‘hırsızlık’ suçundan ise 7 yıl hapis cezası verdi. Duruşma sonunda Gülsüm Taç’ın kızları sanığa tepki gösterdi. Ellerindeki su şişesini sanığa atan kızları, yakınları ve avukatları sakinleştirdi.

Antalya’da doktor cinsel ilişkiyi yasaklayınca olanlar oldu! Genç kadın kabusu yaşadı

Arzu Yelken, 16 yaşında H.Y. ile görücü usulü evlendi. 3 yıl sonra anne olan Yelken, kadın hastalıkları nedeniyle de tedavi gördü. Doktorunun cinsel ilişkiyi yasaklamasıyla eşiyle tartışma yaşayan Yelken, 22 yaşında da ikinci çocuğunu kucağına aldı. H.Y. ile tartışmaları artan Yelken, kendisini aldattığı ve uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle 2018 yılında boşanmaya karar verdi, eşine dava açtı. Boşanmak istemeyen H.Y. de Yelken’i “Vazgeçmezsen seni vuracağım” diyerek tehdit etti.

Davadan vazgeçmeyen Arzu Yelken, 9 Kasım 2019’da eşinin müstakil evine görüşmeye gittiğinde, H.Y. tarafından pompalı tüfekle sağ bacağından vuruldu. Olay sonrası gözaltına alınan H.Y., sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 1,5 ay Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören Yelken’in, 4’üncü ameliyat sonrası sağ bacağı kesildi. Antalya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan H.Y., 14 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. İtiraz üzerine haziran ayında istinaf mahkemesinde görülen davada, H.Y.’nin tahliyesine karar verildi.

Doktor cinsel ilişkiyi yasaklayınca…
Tahliye kararına tepki gösteren Arzu Yelken, 16 yaşında evlenip, küçük yaşta anne olduğunu, çocuğuyla birlikte büyüdüğünü anlattı. Kadın hastalıkları nedeniyle ciddi tedavi gördüğünü söyleyen Yelken, doktor tarafından yasaklanmasına rağmen eşinin kendisini cinsel ilişkiye zorladığını ve bu nedenle kavga ettiklerini söyledi. Yelken, “’Boşanalım’ dememle benden habersiz evi sattı. ‘Eğer o davayı gidip açacak olursan seni vururum’ demişti. Ben başta ciddiye almadım ve 2018 yılının Haziran ayında boşanma davası açtım. Bu süreçte ‘Ben seni vuracağım, çocuklarından vazgeç, çocukları da alacağım senden, seni boşamayacağım, keyfime de bakacağım’ dedi” diye konuştu. 

“Kapıyı açar açmaz vurdu beni”
H.Y.’nin mahkemelere gelmediğini aktaran Yelken, “Avukatı her mahkemede H.Y.’nin beni ve çocuklarını sevdiğini, boşanmak istemediğini dile getirdi. Birkaç duruşmada çocukları göstermediğimi iddia etse de hiçbir şekilde çocuklarını görmeye gelmemişti. Bu süreçte kendisiyle konuşmaya gittim. Sorgu sual etmeden, kapıyı açar açmaz vurdu beni” dedi. Vurulduktan sonra 1,5 ay tedavi gördüğünü, 4 ameliyat geçirdiğini dile getiren Yelken, “Ayağımı kaybettim. Kurtuluşu mümkün değildi. Tedavilerim sürdü ama olmadı. Şu an baston değnekle yürüyorum. Hayata çocuklarım için tutunmak zorundayım” diye konuştu.

“Adam bunu yaptı, gider birkaç sene yatar çıkarım, düşüncesi oluşuyor”
Arzu Yelken, 14 yıl 6 ay hapis cezası verilen eşi hakkındaki tahliye kararına tepki gösterip, “İtiraza bakan istinaf mahkemesi tahliye kararı verdi. Bana ‘Seni vuracağım, birkaç sene yatıp çıkacağım’ demişti. Aynen dediği gibi oldu. 2 sene bile cezaevinde yatmadı. Şu an dışarıda kendisi. ‘Çıktığım zaman yarım bıraktığım işi tamamen bitireceğim’ demiş. Şu an hayati tehlikemiz var. Adam bunu yaptı, gider birkaç sene yatar çıkarım, düşüncesi oluşuyor. Kadınlar bu yüzden ölüyor. Birkaç sene yatıp çıkıyorlar. Bunları yaşamamamız için ölmemiz mi gerekiyor? Ölmemiz gerekiyor ki hak ettikleri cezayı almaları için tekrar bunlar içeri girsin. Adalet yerini bulmadı, bilseydim o mahkemelere gitmezdim. Adalet yerini bulsun istiyorum. Bu adam elini kolunu sallayarak geziyor. Vurdu beni, dediğini yaptı. 1-2 sene dahi yatmadı, cezaevinden çıktı. Ölmek istemiyorum, çocuklarım için yaşamak istiyorum” dedi.

İYİ Parti’nin yırtık ayakkabılı çiftçi paylaşımı olay oldu pozlar sosyal medyaya düştü

İYİ Parti Antalya İl Başkanlığı, Elmalı İlçesi Akçay Mahallesinde esnaf ile yapılan toplantı sonrasında sosyal medya hesabı üzerinden bir çiftinin elinde delinmiş ayakkabı ile çekilen fotoğrafını paylaştı.

Paylaşımın altına “çiftçilerimiz ayakkabı alacak kazancı elde edemiyor” denildi

Paylaşımın altına “Tarlada üretim yapan çiftçilerimiz ayakkabı alacak kazancı elde edemiyor. Esnaflarımız perişan. Mutfakta tencere kaynamıyor” sözlerine yer verildi. Yapılan paylaşım kentte tartışmaya yol açtı.

Serasında işçi çalıştırıyor

Paylaşımın ardından elinde delinmiş ayakkabısı ile poz veren çiftçinin Elmalı ilçesinde bir serası, bir arabası, bir traktörü olduğu, serasında işçiler çalıştırdığı paylaşımları yapıldı.

“Vatandaşlarımız ile çay içerken o esnada çiftçi arkadaşımız geldi”

İYİ Parti Elmalı İlçe Başkanı Muhammet Demençe, “Biz o gün Akçay Mahallesine esnaf ziyareti yapmaya gittik. Vatandaşlarımız ile çay içerken o esnada çiftçi arkadaşımız geldi. Fotoğrafta gösterdiği ayakkabılar ayağındaydı. Kamuoyunda geçtiği gibi çiftçimizin serası var mı yok mu bilmiyorum” dedi.

Antalya’da ‘cinsel ilişki sırasında öldü’ deyip savundu: Cezası belli oldu

Kentte özel şirkette çalışan Gülsüm Taç, geçen yıl 24 Mayıs’ta işe gelmeyince mesai arkadaşları telefonla aradı ancak cevap alamadı. Arkadaşlarının ihbarı üzerine Gülsüm Taç’ın evine giden polis kapıyı çaldı, açan olmayınca da çilingir yardımıyla içeri girdi. Polis kahvaltı masasındaki Taç’ın yaşamını yitirdiğini belirledi.

Adli Tıp Kurumu’nda yapılan ön otopside, Gülsüm Taç’ın vücudunda darp izi olmadığı, kesici ve ateşli silah yarası bulunmadığı, ölümünün kalp krizi olabileceği, ancak kesin ölüm nedeninin detaylı otopsiden sonra ortaya çıkacağı belirtildi. Taç’ın cenazesi yakınları tarafından alınarak toprağa verildi. Olaydan sonra yapılan incelemede, bir miktar para ve takının evde olmadığı saptandı.

Kimseye söyleyemedi
Adana’da 27 Mayıs’ta polis merkezine giden ve resim öğretmeni olduğunu söyleyen Cem Yılmaz, Gülsüm Taç’ı tanıdığını, yaklaşık 2,5 yıldır sevgili olduklarını söyledi. Yılmaz, bir süre önce Antalya’ya gidip onun evinde kaldığını, bir sabah kalktığında mutfakta ölü bulduğunu, korkup kimseye söylemediğini, Adana’ya döndüğünü ifade etti.

Baygın halde bulundu
Bunun üzerine ‘yardım ve olayı bildirme yükümlülüğünü yerine getirmemekten’ hakkında işlem yapılan Cem Yılmaz serbest bırakıldı. 28 Mayıs’ta polisi telefonla arayan Yılmaz, Gülsüm Taç’ı öldürdüğünü söyleyip, vicdan azabı çektiği için intihar edeceğini belirtti. Bunun üzerine polis, şüphelinin adresine gitti. Yılmaz evde baygın halde bulundu.

“Banyoda onu öldürmeye karar verdi”
Hastaneye kaldırılıp tedavi edilen Cem Yılmaz ifadesinde, 12 Mayıs’ta Gülsüm Taç’ın yanına gittiğini, 22 Mayıs’a kadar yanında kaldığını, kendisinin Adana’ya dönmek istediğini, ancak onun buna izin vermediğini söyledi. Banyoda onu öldürmeye karar verdiğini aktaran Yılmaz, boğazını bornoz kuşağıyla sıkarak öldürdüğünü anlattı. Şüpheli, Taç’ın kocasından uzun süredir ayrılmadığını, kendisinin de Adana’ya gitmesine ve ailesiyle görüşmesine izin vermediğini iddia ederek, cinayeti bu nedenle işlediğini kaydetti.

“Ağzına bir parça ekmek ve peynir koydu”
Cem Yılmaz, cinayeti örtbas etmek ve boynundaki morlukların görünmemesi için fondöten sürdüğünü söyledi. Daha sonra kıyafetlerini giydirip mutfakta kahvaltı yaparken boğularak ölmüş izlenimi vermek için ağzına bir parça ekmek ve peynir koyduğunu, ocağa da süt koyup altını yanık halde bıraktığını ifade etti. Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Antalya polisiyle irtibata geçip şüpheliyi teslim etti. Antalya’da adliyeye sevk edilen Yılmaz, çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

“Kocandan ayrılma sürecini uzatmasaydın”
Resim öğretmeni Cem Yılmaz’ın cinayetin ardından Gülsüm Taç’ın portresini çizdiği de ortaya çıktı. Yılmaz’ın portreyi çerçeveletip evinin bir köşesine koyarak çiçeklerle süslediği, yanına da ‘Gülsümüm mayam benim. Keşke beni aileme gönderseydin. Kocandan ayrılma sürecini uzatmasaydın. Yanına geliyorum, seni seviyorum’ yazılı not bıraktığı belirlendi. Diğer yandan ikilinin 5 yıl önce Amasya’da resim kursunda tanışıp arkadaşlık kurduğu, bir süre görüştükten sonra yollarını ayırdıkları, 1,5 yıl sonra yeniden görüşmeye başladıkları öğrenildi.

Cinsel ilişki sırasında öldüğünü öne sürdü
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı ve 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamede, sanığın ‘kasten öldürme’ suçundan cezalandırılması talep edildi. Sanık Yılmaz, yargılama aşamasında ifadesini değiştirdi. Sanık Yılmaz, Gülsüm Taç’ın cinsel ilişki sırasında öldüğünü öne sürdü.

Dünyanın en büyük acısı
Tutuklu sanık Cem Yılmaz, Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün son kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya sanık Yılmaz, ölen Gülsüm Taç’ın ailesi ve taraf avukatları katıldı. Gülsüm Taç’ın yakınları, sanığın cinayeti planlayarak ve tasarlayarak işlediğini iddia ederek, dünyanın en büyük acısını yaşadıklarını, sanığın da en ağır cezayı alarak acılarının dindirilmesini istedi.

“Keşke o gün evine gitmeseydim”
Şikayetçi avukatı ise sanığın ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası almasını ve hiçbir indirimde bulunulmamasını istedi. Sanık Cem Yılmaz ise Gülsüm Taç’ı çok sevdiğini, onun ölümünden sonra yaşananların duyulmaması için ölümü bile göze aldığını söyledi. Gülsüm Taç’ın çok güçlü bir kadın olduğunu da sözlerine ekleyen Cem Yılmaz, “Onun ölümünde en ufak bir kastım yok. Ben de hala nasıl öldüğünü anlayamadım. Keşke o gün evine gitmeseydim” diye konuştu.

Müebbet hapis cezası
Mahkeme heyeti sanık Cem Yılmaz’a ‘kasten insan öldürme’ suçundan ömür boyu, ‘hırsızlık’ suçundan ise 7 yıl hapis cezası verdi. Duruşma sonunda Gülsüm Taç’ın kızları sanığa tepki gösterdi. Ellerindeki su şişesini sanığa atan kızları, yakınları ve avukatları sakinleştirdi.

Antalya’da doktor cinsel ilişkiyi yasaklayınca olanlar oldu! Genç kadın kabusu yaşadı

Arzu Yelken, 16 yaşında H.Y. ile görücü usulü evlendi. 3 yıl sonra anne olan Yelken, kadın hastalıkları nedeniyle de tedavi gördü. Doktorunun cinsel ilişkiyi yasaklamasıyla eşiyle tartışma yaşayan Yelken, 22 yaşında da ikinci çocuğunu kucağına aldı. H.Y. ile tartışmaları artan Yelken, kendisini aldattığı ve uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle 2018 yılında boşanmaya karar verdi, eşine dava açtı. Boşanmak istemeyen H.Y. de Yelken’i “Vazgeçmezsen seni vuracağım” diyerek tehdit etti.

Davadan vazgeçmeyen Arzu Yelken, 9 Kasım 2019’da eşinin müstakil evine görüşmeye gittiğinde, H.Y. tarafından pompalı tüfekle sağ bacağından vuruldu. Olay sonrası gözaltına alınan H.Y., sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 1,5 ay Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören Yelken’in, 4’üncü ameliyat sonrası sağ bacağı kesildi. Antalya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan H.Y., 14 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. İtiraz üzerine haziran ayında istinaf mahkemesinde görülen davada, H.Y.’nin tahliyesine karar verildi.

Doktor cinsel ilişkiyi yasaklayınca…
Tahliye kararına tepki gösteren Arzu Yelken, 16 yaşında evlenip, küçük yaşta anne olduğunu, çocuğuyla birlikte büyüdüğünü anlattı. Kadın hastalıkları nedeniyle ciddi tedavi gördüğünü söyleyen Yelken, doktor tarafından yasaklanmasına rağmen eşinin kendisini cinsel ilişkiye zorladığını ve bu nedenle kavga ettiklerini söyledi. Yelken, “’Boşanalım’ dememle benden habersiz evi sattı. ‘Eğer o davayı gidip açacak olursan seni vururum’ demişti. Ben başta ciddiye almadım ve 2018 yılının Haziran ayında boşanma davası açtım. Bu süreçte ‘Ben seni vuracağım, çocuklarından vazgeç, çocukları da alacağım senden, seni boşamayacağım, keyfime de bakacağım’ dedi” diye konuştu. 

“Kapıyı açar açmaz vurdu beni”
H.Y.’nin mahkemelere gelmediğini aktaran Yelken, “Avukatı her mahkemede H.Y.’nin beni ve çocuklarını sevdiğini, boşanmak istemediğini dile getirdi. Birkaç duruşmada çocukları göstermediğimi iddia etse de hiçbir şekilde çocuklarını görmeye gelmemişti. Bu süreçte kendisiyle konuşmaya gittim. Sorgu sual etmeden, kapıyı açar açmaz vurdu beni” dedi. Vurulduktan sonra 1,5 ay tedavi gördüğünü, 4 ameliyat geçirdiğini dile getiren Yelken, “Ayağımı kaybettim. Kurtuluşu mümkün değildi. Tedavilerim sürdü ama olmadı. Şu an baston değnekle yürüyorum. Hayata çocuklarım için tutunmak zorundayım” diye konuştu.

“Adam bunu yaptı, gider birkaç sene yatar çıkarım, düşüncesi oluşuyor”
Arzu Yelken, 14 yıl 6 ay hapis cezası verilen eşi hakkındaki tahliye kararına tepki gösterip, “İtiraza bakan istinaf mahkemesi tahliye kararı verdi. Bana ‘Seni vuracağım, birkaç sene yatıp çıkacağım’ demişti. Aynen dediği gibi oldu. 2 sene bile cezaevinde yatmadı. Şu an dışarıda kendisi. ‘Çıktığım zaman yarım bıraktığım işi tamamen bitireceğim’ demiş. Şu an hayati tehlikemiz var. Adam bunu yaptı, gider birkaç sene yatar çıkarım, düşüncesi oluşuyor. Kadınlar bu yüzden ölüyor. Birkaç sene yatıp çıkıyorlar. Bunları yaşamamamız için ölmemiz mi gerekiyor? Ölmemiz gerekiyor ki hak ettikleri cezayı almaları için tekrar bunlar içeri girsin. Adalet yerini bulmadı, bilseydim o mahkemelere gitmezdim. Adalet yerini bulsun istiyorum. Bu adam elini kolunu sallayarak geziyor. Vurdu beni, dediğini yaptı. 1-2 sene dahi yatmadı, cezaevinden çıktı. Ölmek istemiyorum, çocuklarım için yaşamak istiyorum” dedi.